98 The Download
0 Comment
11.06.2019 Upload date

Toprak Ana - Cengiz Aytmatov

Roman ve Öyküler

FILE TYPE: pdf FILE SIZE: 868 B

Üzerinde yeni yıkanmış beyaz entarisi ve koyu renkli beşmenti,

başında beyaz yazmasıyla, bir ana, biçilmiş tarlaların arasından geçen

yolda ağır ağır ilerliyor. Yanında-yakınında kimsecikler yok. Yaz

bitmiş, tarlalarda çalışanlar gitmiş. Kırlarda yankı yankı yayılan insan

sesleri yok artık. Yollarda bulut bulut toz kaldıran kamyonlar ve

biçerdöverler de yok. Sürüler henüz anızlara salınmamış.

 

  Uzakta, boz renkli büyük yolun ötesinde, sonbahar bozkırı

gözalabildiğine uzanıyor. Gökyüzünü, bir yerlerden akıp gelen

mavimsi bulutlar kaplamakta. Sessizce tarlalara yayılan rüzgar, hasır

sazlarına, sayar gibi tek tek dokunup geçiyor, ölü yaprakları dereye

doğru sürüklüyor. Sabahleyin her yeri çiy kaplayınca, dereden otların

kokusu yayılır çevreye. Hasattan sonra toprak dinlenmektedir. Çok

geçmeden kötü havalar başlayacak, yağmurlar dinmeden yağacak,

sonra ilk kar yere düşecektir. Daha sonra da fırtınalar, boralar...

 

  Ama şimdilik böyle bir şey yok. Her şey sessiz, sakin görünüyor.

Yaşlı anayı hiçbir şey rahatsız etmemeli. Bakın, işte, durdu.

Yaşlılıktan kenarları iyice kırışmış gözlerle çevresine uzun uzun baktı:

 

  -Selamünaleyküm sevgili tarlam! dedi yavaş sesle.

 

  -Aleykümselam Tolgonay. Yine geldin demek? Görüyorum, biraz

daha yaşlanmışsın, saçların bembeyaz olmuş... Aa, baston da

kullanıyorsun artık.

 

  -Evet, güzel toprağım, yaşlandım. Ee, aradan bir yıl daha geçti ve

sen bir hasat daha verdin. Biliyorsun, bugün Ölenleri Anma Günü.

 

  -Biliyorum ve seni bekliyordum Tolgonay, ama bu defa da yalnız

geldin değil mi?

 

  -Gördüğün gibi yalnızım, hep yalnız...

 

  -Demek ona hiçbir şey söylemedin daha?

 

  -Hayır söylemedim, söylemeye cesaret edemedim.

 

  -Ya başkalarından duyarsa, biri istemeden ağzından kaçırırsa?

 

  -Niye söylesinler. Nasıl olsa, vakti gelince her şeyi öğrenecek. Hem

artık büyüdü, başkalarından duyup öğrenebilir. Ama o benim için hala

küçük bir çocuktur ve bu yüzden ona gerçeği söylemekten çok, ama

çok korkuyorum.

 

  -Yine de insan gerçeği öğrenmelidir Tolgonay.

 

  -Biliyorum, biliyorum ama, nasıl söyleyeyim? Benim bildiğimi,

senin bildiğini, başkalarının bildiğini, sevgili toprak anam, yalnız o

bilmiyor. Bunu öğrendiği zaman ne olacak? Nasıl karşılayacak?