163 The Download
0 Comment
03.06.2019 Upload date

Fîhi Mâ-Fîh - Mevlana

Dini Kitaplar ve Araştırmalar

FILE TYPE: pdf FILE SIZE: 1 KB

RAHMÂN VE RAHİM ALLAH
ADÎYLE; ONA DAYANIRIM BEN

"Bilginlerin kötüsü, beyleri
ziyaret eden bilgindir; beylerin hayırlısı da
bilginleri ziyaret eden bey. Ne güzel beydir
yoksulun kapısındaki bey; ne kötü yoksuldur
beyin kapısındaki yoksul."

Halk, bu sözün dış anlamını almıştır.
Onlarca bilgin kişinin, bilginlerin kötülerinden
olmaması için beylerin tapısına gitmemesi
gerektir. Halbuki sözün anlamı, onların
sandıkları gibi değildir. Asıl anlamı
şudur:
Bilginlerin kötüsü, beylerden yardım gören,
beyler yüzünden düzelen, doğru yolu tutan
kişidir. Beyler bana ihsanlarda bulunsunlar, beni
saysınlar, bana mevki versinler kuruntusuyla,
onlardan korkarak okumaya başlamıştır da
beyler yüzünden işi düzene girmiştir; bilgisizliği
bilgiye dönmüştür. Bilgin olunca da onların
korkusundan, onların cezasından edep sahibi
olur, ister-istemez doğru yolu tutar. Artık ne
çeşit olursa olsun, ister görünüşte bey onun
ziyaretine gelsin, ister o, beyi ziyarete gitsin,
herhalde ziyaret eden odur, ziyaret edilense bey.
Fakat bilgin, beyler yüzünden bilgiye sahip
olmamışsa, önceden de, sonradan da bilgisi
Tanrı için elde edilmişse o başka; balık nasıl
sudan başka bir yerde yaşayamazsa, elinden
başka bir şey gelmezse bu bilgin kişinin ele
yolu-yordamı, ancak doğru yola gitmektir; bu,
onun kendi huyundandır.

Bu çeşit bilgini yürüten, çekindiren akıldır.
Zamanında, bilsinler-bilmesinler, herkes onun
heybetinden çekinir; onun ışığından onun
aksinden yardım ister. Böylesine bilgin, beyin
kapısına gitse bile gerçekte ziyaret eden beydir,
ziyaret edilen kendisi. Çünkü herhalde bey,
aldığını ondan alır, yardımı ondan görür; oysa
beye aldırış bile etmez. O bilgin güneş gibi
heryana ışık salar; işi-gücü, herşeye, herkese
bağıştır.


Güneşte taşları lâ'l, yakut, inci, mercan
haline getirir; toprak dağları bakır, altın, gümüş
madeni yapar; toprakları yeşertir, tazeleştirir;
ağaçlara çeşit-çeşit meyveler bağışlar. Onun işi,
sanatı vermektir, bağışlamaktır. Verir de almaz.
Hani Araplarda söylene gelen bir atasözü vardır;
"Biz vermeyi öğrendik, almayı öğrenmedik"
derler; onun gibi. Hâsılı böylesine bilginler
ziyaret edilenlerdir, beylerse ziyaret edenler.